Sayın Cumhurbaşkanımıza yıllardır sormak istediğimiz ilk, tek, yegâne ve hatta biricik soru:
.

.
SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZA, "SAYIN CUMHURBAŞKANI" OLMADAN ÖNCE DE, CEVABINI ALIP ALMAMA KAYGISI OLMAKSIZIN, ÜSTELİK YILLARDIR SORMAK İSTEDİĞİMİZ İLK, TEK, YEGÂNE VE HATTA BİRİCİK SORU:
.
Ne AB Parlamentosu üyesi olduğu dönemde dış basına verdiği iddia edilen “laiklik bitmiş, cumhuriyetin sonu gelmiştir” demeçleri, ne “kayıp trilyon davası” ile ilgili iddiaları, ne bir dönüşümün ipuçlarını veren, meclis kürsüsündeki "AB karşıtı" konuşmaları, ne Hariciye tarihinin en düşük profilli bakanı oluşunu, ne 1 Mart tezkeresinin meclisçe reddinin anlam ve önemini ortadan kaldıran tezkereden bir gün sonra dışişleri bakanının imzasıyla yayınlanan bütün hava ve deniz limanlarını, sınır kapılarını işgal için kullanıma açan "gizli" genelgeyi, ne mensup olduğu medeniyetin kendi adına kabullendiği "batı" karşısındaki yenilgisini, ne her daim gülen yüzüyle kadifeden bir gül olarak takdim edilen hoşgörü abidesi Gül'ün, cunhurbaşkanlığı rüyasının 367 ile kabusa dönüşmesi sonrası, hiç de hoşgörü abidesi olmadığını, aslında, kendisinin doğası gereği (hem de büyükçe) dikenleri olan bir gül olduğunu, örneğin 1 Mart tezkeresinin reddedildiğini Gül'ün o günkü yüz ifadesinden anlayan ve o haleti ruhiyenin o yüzdeki -tepkisel- tezahürünü unutmuş olan bizlere bu vesileyle tekrar hatırlatmış olmasını, ne yandaşlarınca 10. Cumhurbaşkanı Sezer'e çokça yöneltilen atama eleştirilerindeki uygulamanın benzeri ve "yandaş" eleştirilerinin de çelişiği bir şekilde en fazla oy alan rektör adayını es geçmesini...
.
Ne de başka herhangi bir şeyi…
.
.
Merak ettiğimiz yalnızca ve gerçekten şu:
.
.
18 Nisan 1999 tarihli seçimlerden yaklaşık olarak 1 yıl 1 ay sonra yapılan 14 Mayıs 2000 tarihli FP 1. Olağan Kongresi’nde, o zamanlar siyasi yasaklı olan ve parti içindeki “Yenilikçiler” hareketinin (zımni) lideri konumundaki RTE’nin de büyük desteğini alarak aday olduğu genel başkanlığı, 633 oya karşılık 521 oyla kaybetmeyip tersi bir sonuçla kazansaydı, kongreyle gelmiş bir genel başkan olarak kendi konumu, siyasi yasaklı olsa bile parti içinde artık iyice su yüzüne çıkan bir hareketin lideri durumundaki RTE karşısında ne olacaktı?
.
Dikkat buyurunuz, siyasi yasaklı RTE’nin muhtemel ve müstakbel genel başkan Abdullah Gül’ün yanındaki konumunu değil, muhtemel ve müstakbel genel başkan Abdullah Gül’ün siyasi yasaklı RTE yanındaki konumunu merak ediyor ve onu sual ediyoruz. 14 Mayıs 2000’de Abdullah Gül kongreyi kazansaydı devletlunun “emanetçiliği”, 58. Hükümetteki “kısa dönem başbakanlığı” ile değil de “kısa dönem genel başkanlığı” ile mi tescil edilmiş olacaktı?
Dikkat buyurunuz, siyasi yasaklı RTE’nin muhtemel ve müstakbel genel başkan Abdullah Gül’ün yanındaki konumunu değil, muhtemel ve müstakbel genel başkan Abdullah Gül’ün siyasi yasaklı RTE yanındaki konumunu merak ediyor ve onu sual ediyoruz. 14 Mayıs 2000’de Abdullah Gül kongreyi kazansaydı devletlunun “emanetçiliği”, 58. Hükümetteki “kısa dönem başbakanlığı” ile değil de “kısa dönem genel başkanlığı” ile mi tescil edilmiş olacaktı?
.
Nitekim AKP, malum kongreden 15 ay sonra 14 Ağustos 2001'de RTE’nin genel başkanlığında kurulmuştur.
Nitekim AKP, malum kongreden 15 ay sonra 14 Ağustos 2001'de RTE’nin genel başkanlığında kurulmuştur.
.
Az bir oyla direkten dönen (muhtemel) “kısa dönem genel başkanlık” ile 58. Hükümette icra edilen “kısa dönem başbakanlık” neyse de umarız Abdullah Gül bu kez de “kısa dönem cumhurbaşkanlığı” yapmak durumunda kalmaz.
Az bir oyla direkten dönen (muhtemel) “kısa dönem genel başkanlık” ile 58. Hükümette icra edilen “kısa dönem başbakanlık” neyse de umarız Abdullah Gül bu kez de “kısa dönem cumhurbaşkanlığı” yapmak durumunda kalmaz.
. 
Zira bakarsınız bir anda birilerinin -kulağına üfürüldüğü üzere- “devlet başkanlığı” sistemine geçiş gibi “uzun yıllara dayanan bir siyasi hayal”ini gerçekleştirmek yönünde bir hevesi olur da hazır “eyalet sistemi”ne bu dönemde geçilecekken bu da o yumuşak geçişin süreci daha da hızlandıran bahanesi oluverir.

Zira bakarsınız bir anda birilerinin -kulağına üfürüldüğü üzere- “devlet başkanlığı” sistemine geçiş gibi “uzun yıllara dayanan bir siyasi hayal”ini gerçekleştirmek yönünde bir hevesi olur da hazır “eyalet sistemi”ne bu dönemde geçilecekken bu da o yumuşak geçişin süreci daha da hızlandıran bahanesi oluverir.
.
Kim bilir?
.
Yoksa "popülaritesi" günden güne artan First Lady “Bayan Rose” karşısında 2-1'lik skorla -şimdilik- geriye düşen 'Second Lady' Bayan Erdoğan’ı ikna etmek de zor, idare etmek de...
Yoksa "popülaritesi" günden güne artan First Lady “Bayan Rose” karşısında 2-1'lik skorla -şimdilik- geriye düşen 'Second Lady' Bayan Erdoğan’ı ikna etmek de zor, idare etmek de...
.
2 yorum:
Emine Erdogan, Hayrunnisa Gul un cumhurbaskanı esi olmasına gercekten nasıl izin verdi anlamak zor yani kendisi dururken
yine luzumsuz bir şey sormuşsun, bunları sormaya ne gerek var, bunlar mahalle dedikoduları.
Yorum Gönder