"15 şehit" Mehmet Ali Birand'a haber yapmak için yeter mi?

.

.
TRT döneminin efsane habercisi, şimdilerin magazin soslu düşük profil duayeni Mehmet Ali Birand, 22 Temmuz seçimleri öncesi tırmanan terör vakaları ve buna paralel olarak artan şehit sayısıyla ilgili bir ilke belirlemiş ve bunu tüm haber merkezlerine bir öneri babında iletmişti. Önerisi "şehit sayısı 5'ten (beş) az olursa haber yapmayalım" şeklindeydi. Kimler bu duayen ilkesine uydu, kimler uymadı ve hatta bu "garip" teklifi ayrıca bir haber yaptı, bilemeyiz.
.
Ancak şehit haberinin duyulduğu günün akşamı, üfürükten "teyyare" haberleri dahil, ona buna yayın kesen başta ünlü haber kanalları olmak üzere kimse bu acı haberi sallayıp bırakınız "son dakika" namıyla yayın akışı kesmeyi, neredeyse altyazıyla bile vermemişken ertesi gün Mehmet Ali Birand, haber bülteninin tamamını, bir saatten fazla süreyle şehit haberlerine ayırmış, hatta kendileri de haberi bölgeden (!), Diyarbakır'dan "canlı" sunmuş, Kadir Gecesi'ni tebrik eden kapanışı bile şehit haberlerin yer aldığı görüntü fonuyla yapmıştı.
.
Kimileri için artık bir kült olmuş Kanal D haber metin tarzı ve perforesiyle (hem de Deniz Arman tarafından) her bir şehidin ayrı hikayesi anlatıldı: "Daha 22 yaşındaydı... Geride gözü yaşlı iki yetim bıraktı, bir de dul eş... Şimdi ondan kalansa duvardaki öksüz fotografı ve arkadaşının düğününde çekilen bu video görüntüsü..."
.
"5 şehit" haber değeri taşımazken, 15 şehit bir hayli ağır gelmiş anlaşılan Mehmet Ali Birand'a...
.
Hayatı, 50-55 derecelik açıya sahip objektifin gösterdiği, bir de onun üstündeki flaşın aydınlattığından ibaret zannedenler; objektife gir-e-meyenleri, kameranın ışığıyla aydınlattığı değil aslında boğduğu şeyleri düşünmeyenler için bunlar ilginç, çok iş yapan hatta göz yaşartan kurgular, mizansenler, dramatizasyonlar...
.
Ya hiç görmemek, görmemezlikten gelip uzak durmak, tutmak ile hepten görüp iyice yaklaşmak, zoomlamak ama zoomlarken de bütünü kaybedip bir cüzü gösterivermek, gösteriverir gibi yapmak arasındaki kalın çizgi ya da duvar, Türk haberciliğinde nerede başlar ve nerede bitmez?
.
Anafartalar Çarşısı'ndaki patlamada aynı zoomlama dramatizasyonunu, patlamada kaybedilen vatandaşlarımız üzerinden hikaye edip ama yine bu patlamada ölen, Savunma Sanayi Fuarı için Anakara'da bulunan 7 (yedi) kişilik Pakistanlı* heyetten tek kelime bahsetmemek neyin ve kimin haberciliğidir meme'dali bey?
.
Acılı ailelerin, ateş düşen evlerin, geride kalan yetimlerin, gözü yaşlı annelerin ve adım adım ilerlerken pusuya düşen şehitlerin dramatik öyküsünü anlatan ünlü ünsüz, yanlı yansız, ılımlı ılımsız haber merkezleri, birgün de bizlere, adım adım ama kusursuz ilerleyen BOP'un trajik hikayisini anlatır mı?
.
.
*Bkz: Bu patlamadan bir süre önce Trabzon'da düşen uçak ve kimi iddiaya göre ülkesine, kimi iddiaya göre de İran'a taşıdığı nükleer sırlarla buhar olan Pakistanlı üst düzey askeri yetkili...
.

0 yorum: