Gül, Merrill Lynch'le görüşür de, Erdoğan, Rupert Murdoch'la görüşmez mi?
Malum olduğu üzere, 1.6 trilyon $ (ABD Doları) değerindeki fonları yöneten İngiliz yatırım bankası Merrill Lynch'in "Gelişen Pazarlar Bölüm Başkanlığı" olarak adlandırılabilecek görevinden istifa ederek AKP'den Gaziantep mebusu ve yeni kabinede "ekonomiden sorumlu bakan" olan ve üç farklı ülkenin vatandaşı Mehmet Şimşek'in yerine, "şekil şartını" yerine getirmiş ve dindar 'Cumhurbaşkanımız'ın mahdumu, 2006 yılı Bilkent mezunu, mühendis Ahmet Münir Gül işe başladı. Zira Merrill Lynch kadroları zeki, çevik ve çalışkan Türk'lerden azade kalmasın da ne olursa olsundu. (Ahmet Münir, Merrill Lynch'te çalışır da, Necmettin Bilal, Dünya Bankası'nda çalışmaz mı?)
.
.
Yine malum olduğu üzere, Cumhurbaşkanlığı seçimine aylar kala Türkiye'nin ikinci büyük ve açıktan açığa olmasa bile en güçlü muhalif medya grubuna, Ciner'in sahibi olduğu Sabah-ATV'ye TMSF marifeti ve "bir gizli belge bulduk" bahanesiyle bir anda el konuldu. El koyma öncesi, söz konusu şayia hakkında TMSF ile görüşmek isteyen Ciner'in ısrarlı randevu talebine cevap bile verilmeden...
.
28 Şubat'ın meşhur "bir kısım medya"sının önemli bir kısmı sayılan Sabah-ATV grubu "yandaş medya" yapılmak üzere hangara çekildi. Kasım başı itibariyle satılmayı bekliyor. Ondan önce de bir hükümetin asla alamayacağı bir risk alınarak "bir kısım medya"nın başka bir kısmı olan Cem Uzan'ın medyasına, ilk önce bankaları olmak üzere tüm mal varlığına el konulmuştu. Bu mal varlığı kimlere, hangi şartlarda satıldı bilemeyiz ama Cem Uzan medyasını kimlerin üleştiği malum..
Bir anda bulunuveren bu "gizli belge"yle aniden (!) Sabah ve ATV'ye el koyan TMSF, şimdi bu medya grubunu Kasım'da yapılacak ihaleyle satışa çıkarıyor. Teklif verme niyetini -şimdilik- açık edenlerin kimliği ise hayli ilginç: Silme RTE yakını, hükümet dostu ve AKP yandaşı. Bursçusu, gemicisi, belediye ihalecisi, ortağı, altıncısı, tatil sponsoru, delikten süpürtmeyip kullandırıcısı, hık deyicisi, giyimcisi, son ütücüsü...
.
.
Sabah-ATV'yi almak üzere heves edenler bunlarla sınırlı değil elbette. Türk yatırımcılar (!) yanında ihaleyle ilgilendiğini belli eden uluslararası yatırımcılar da var. Bunlar içinde en önemli olanı Merrill Lynch ve Murdoch. Bunların önemi, uluslararası ölçekteki büyüklükleri kadar, ihale konusunda temasa geçtikleri Türklerin büyüklüklerinin belirleyici rolünden kaynaklanıyor.
.
.
O kadar ki artık, ihaleyi kimin alacağı değil, hangi Türk büyüğünün baskın çıkıp aldıracağı konuşuluyor.
.
Merril Lynch'in, herhalde "eh, ne de personelimizin babası" olur yakınlığından cüretle 'Cumhurbaşkanımız'la görüşme yaptığı iddia ediliyor ve bu görüşmeye ilişkin medyada, cılız da olsa, çıkan çok ciddi iddialar yalanlanmıyorsa, artık sükutun ikrardan gelme vakti de gelmiştir.
.
.
Diğeri ise alenen yapılan ama içeriğine dair açıklamada bulunulmayan bir görüşmedir..
Bilindiği üzere, New York'da Ritz Carlton Oteli'ndeki iftarda "ne kadar yakışıklısınız"la başlayan, "birlikte çalışalım, kilit roller alalım"la devam eden, "Sabah-ATV ihalesiyle ilgileniyoruz"u beyan eden Rupert Murdoch'un RTE ile görüşmesidir.
.
.
Bizce ihalenin galibi, Türkiye'deki yeni siyaset dengesinin ve aslında rant dağıtım dengesinin ağırlık merkezi olacaktır. Sivil anayasa eleştirilerinde "Rektörle işine baksın" diyen Başbakan'la buna karşın "Rektörlerin de görüş beyan etme hakkı vardır" diyen çiçeği burnunda Cumhurbaşkanı, yeni dönemdeki bu rant dağıtım dengesinin iki önemli merkezidir.
.
Kimin dominant, kimin resesif olacağını zaman gösterecektir de, kum saatinde toz olmayı bekleyen ne kadar zamanı kalmıştır milletin, devletin, bekaanın?
.
.

.
***
.
Ne ilginçtir ki Rupert Murdoch, Türkiye'de ofisi, (şirketi, televizyonu) olmasına rağmen TMSF ihalesiyle ilgili olarak lobi yapmak üzere karargah niyetine, 1998 yılında Dost Sigorta'yı birilerine rağmen kurdukları için korku salınmak üzere gece yarısı, terörle mücedele ekiplerince evlerinden alınan "yeşil sermaye" kompedanlarının kulübü MÜSİAD'ı seçti.
.
Bu baskının arasından 10 yıl bile geçmedi ama belli ki köprünün altından çok sular geçti. Belli ki kendilerinin bile inanmadığı "milli sermaye" gayretkeşliğinin son ürünü Dost Sigorta açılmamak üzere kapandı ama ofisler, salonlar, kanatlar, kucaklar, gönüller kapanmamak üzere küresel sermayeye açıldı.
.
***
.
Aklını başına devşirmezse (!), hazır Aydın Doğan'la ve belki de Aydın Doğan'ın bir paravan olarak önünde durduğu güçlerle harp halindeyken birleşme operasyonuna yarım kala bankasına el konulan (Bkz: Pambık gibi operasyon: Pamukbank) ve bu yüzden diğer bankasını satmak zorunda kalan (Bkz: Yapı Kredi'nin yeni amblemi) Çukurova'nın medyası da Ciner'den sonraki en besili pay olabilir...
.
mi?
.

1 yorum:
Bu adamların kirli ilişkilerine benim aklım ermedi. ''Her şeyyyy Türkiye için'' diyerekten köpürte köpürte yaptıkları bağırıkların ne kadar samimiyetsiz olduğu belli. Ben oğlunun yeni bakanın yerine orda çalıştığını bilmiyordum, öğrenmiş oldum. Bu adamlar şunu düşünüyorlar sanırım. Güçlü olmak için kapitalizmin babalarına yakın durursak bize bir şey olmaz haltı yiyorlar ve istediğimiz haltı yiyebiliriz diye düşünüyorlar sanırım. Onlarda Nuh tufanından dağa çıkarız kurtuluruz demişlerdi, ama düşünmüyorlardı ki o dağlarında sahibi de ALLAH C.C.
Yorum Gönder